Hakkımda
Herkese merhaba. Blogdaki ilk makaleyi okuduysanız genel olarak kafamdaki konsepti anlamışsınızdır. Mediumda zaten daha önce makaleler paylaşmıştım. Yine yazılım ile ilgili bazı makalelerimi orada paylaşmaya devam ederim diye düşünüyorum. Burayı ilgi alanım ile ilgili edindiğim deneyimler için bir yuva olarak görüyorum.
Kendimden bahsetmem gerekirse de, En başta B2C Direct isimli bir startup ile yazılıma başladım. Orada Java ile spring boot frameworkünü kullanarak geliştirmeleri yapıyorduk ve datayı da couchbase e yazıp cbes ile elasticsearch e sync edip elasticden serve ediyorduk. Async işlemler içinde rabbitmq kullanıyorduk.
B2C Direct sonrasında sahip olduğum tech stackden çok farklı olmayan Hepsiemlak da çalışmaya başladım. Orada da benzer olarak Java (spring boot) + couchbase + elasticsearch + rabbitmq yoğunlukta olmakla beraber kafka + airflow + spark + postgresql kullanarak çalışıyorduk.
Şimdi ise Trendyol da Java (spring boot) + golang + nodejs + kotlin + couchbase + elasticsearch + postgresql + kafka ... ve bir çok teknoloji kullanarak geliştirmelerimizi yapıyoruz.
Bulunduğum tüm şirketlerdeki CI/CD süreçleri hep otomatikleştirilmişti. Ya jenkins ya argo vb. bir tool ile kubernetesde deployu gerçekleştirdik. Bu bakımdan containerize dünyasının büyüsü bir başka. Ftp ile bir .jar ı 1-2 kere bir sanal makinaya atma deneyimim oldu. Hissettiğim büyüde bu deneyimlerin de etkili bir payı var.
Şuan yaptıklarım ise Celal Şengörün keşkesini bende söylememek için bir yandan gitar öğrenirken, bir yandan da hobi olarak ilerleyen evdeki mini pc de çalıştırdığım selfhosted sistemim ve onunla paralel opensource projeleri karıştırmak denebilir.
Şart olan özlü söz notu:
Yeni bir şey keşfetmek için önce kaybolmak gerekir. Bir çok kez deneyince kaybolmanın da çok zor olduğunu fark ettim.